Güzel Rüyalar Görmek İçin Niyet Etmek

Uykunuzda güzel bir rüya görmek için Allah’a olan ibadetinize devam etmeniz gerekir. İyi bir müminin yapması gerekenleri yapmalısınız ve günah işlememelisiniz. Yatağa yatmadan önce abdest almalısınız ve uykuya dalmadan önce sağ tarafınıza yatmalısınız. Uyumadan önce nas, felak ve ayetel kürsi surelerini okuyunuz. Üç kez salavat getirip sürekli gönlünüzden ALLAH’ı anarak, bildiğiniz duaları okuyarak uykuya dalmanız gerekir.

Güzel ve hayırlı rüyalar görmek için uyumadan önce kesinlikle kelime-i şehadet getirmeyi unutmayınız. İnsanın uykuya daldıktan sonra sabahı göreceğinin hiç bir zaman garantisi yoktur.
Kelime-i şehadet getirdikten sonra şu duayı okursanız, uykunuzda güzel rüyalar görmeyi Allah(CC)’tan istemiş olursunuz:

“Allahümme innî es’elüke rü’ya sâlihaten, sâdikaten gayra kâzibetin ,nâfiaten ğayra dârratin”

Anlamı: “Ya rabbim! Senden bana iyi, doğru ve yalan olmayan, faydalı olup zararlı olmayan bir rüya göstermeni istiyorum.”


Rüyaların Yorumlanması

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (SAV) bir hadiste şöyle buyurmuştur; “Rüya üç türlüdür. Allah (CC) tarafından gönderilip müjde vermekle görevli olan salih rüya, şeytandan gelen, üzüntü ve sıkıntı veren rüya ve insanın kendi kendine bir şeyler söyleyip tasavvur ettiğinden meydana gelen rüya.”

İslam dini ilahi ve haberci rüyaları doğrulamaktadır ancak rüyaya göre hareket etmek ve onun yönlendirdiği gibi davranmak doğru değildir. Hatta fıkıh kitapları şöyle söyler: Şeytan her ne kadar Hazreti Peygamberin suretine giremezse de Şaban’ın yirmi dokuzunda Peygamber (SAV) herhangi bir kimsenin rüyasında yarın Ramazan’ın birinci günüdür oruç tutunuz diye emretse de bu rüya ile amel edilmez. Çünkü rüya ilim olmadığı gibi zapt da edilmez. İslamiyet’te rüya bunu emretmektedir. Rüya tabiri, hem Kuran’da hem de hadislerle örneklerle anlatılmıştır. Dolayısıyla rüya tabiri için Kur’an ve Hadislerde bir engel yoktur. Hadislerde sahabenin görüp Hz. Peygamber (SAV)’in yorumladığı rüyalarda anlatılmıştır. Peygamberlerin rüyaları dışında hiçbir rüya, bağlayıcı değildir. Kişi, rüya yolu ile bazı doğruları öğrenebilir. Bu rüya ile ister amel eder, isterse amel etmez. Bu kişinin kendisini ilgilendirir. İslam’a göre rüya böyledir. Rüyaların bir kısmı anlamlıdır. Bir kısmı ise anlamsızdır. Anlamlı olan rüyaların ise, bir kısmı açık; bir kısmı ise rumuzludur. Yani rüya görenin kendini açığa vurmasında ve rüyasını anlatmasında sakınca olabilir. Rumuzlu rüya yorumlatılacaksa uzmanına yorumlatılmalıdır. Herkesin rüya tabiri (yorumu) yapamayacağını aklımızdan çıkarmamalıyız.

Rüya tabiri, ilim işidir. Herkes tabir edemez. Hele günümüzde bu ilmi bilen çok nadirdir. Rüyalarımızı, anlatacaksak, bilhassa güzel olanları salih kimselere anlatmalıdır. Çünkü salih kimse, rüya tabir ilmini bilmese de, hayra yorar, ondan zarar gelmez. Kötü, karışık rüyaları kimseye anlatmamalı!

Bir kadın, gördüğü rüyayı Peygamber efendimize anlatır. (Yanında olmayan birine [kocana] kavuşursun) buyurur. Kocasına kavuşur. Başka bir zaman aynı rüyayı görür. Başkalarına tabir ettirir. Onlar da, (kocan ölecek) derler. Dedikleri gibi olur. Onun için rüyayı hayra yormalıdır! Rüya iyi ise, (hayırdır inşallah) demeli, kötü ise, (Allah-ü teâlâ bu rüyanın şerrinden seni muhafaza etsin) demelidir! (Bostan)
Görmediği rüyayı gördüm demek çok kötüdür. Çünkü hadis-i şerifte, (En büyük yalan, görmediği halde, “rüyamda şöyle gördüm” demektir) buyuruldu. (Buhari)
Ölmüş kâfirlerin ruhları hapistir, rüyada görülmez. Rüyada görülmüşse o şeytandır. Bir kimse, (Ben Ebu Lehebi, Ebu Cehili rüyamda gördüm) dese, gördüğü şeytandır.

Rüya tabir kitapları ile insan rüyasını sağlıklı bir şekilde tam olarak öğrenemez.

  1. Aynı rüya yorumlanışa göre değişir.
  2. Yaşlı – genç olmaya göre değişir.
  3. Zengin – fakir olmaya göre değişir.
  4. Kadın – erkek olmaya göre değişir.
  5. Salih – fâsık ve bid’at ehli olmaya göre değişir.
  6. Âlim – cahil olmaya göre değişir.
  7. Gece, gündüz ve seher vakti görmeye göre değişir.
  8. Abdestli abdestsiz, cünüp olmaya göre değişir.
  9. Günlere, aylara, mevsimlere, göre değişir.
  10. Aç – tok yatmaya göre değişir.
  11. Hasta veya sağlam olmaya göre değişir.
  12. Evli – bekâr olmaya göre değişir.
  13. Âmir – memur olmaya göre değişir.
  14. Misafir, yolcu, mukim olmaya göre değişir.
  15. Mesleğine göre değişir.
  16. Daha başka sebepler de rüyaya tesir edebilir.

Rüyada Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)’ı hakiki şekliyle gören, muhakkak Onu görmüş olur. Çünkü şeytan Onun şekline giremez. Fakat şeytan başka şekle girip görünebilir. Resulullahı tanımayan kimsenin, bunu ayırması kolay olmaz. Bazı âlimler de, (Peygamber efendimizi değişik şekilde görmek, yine Onu görmek olur. Fakat bu, o kişinin dindeki noksanlığına alamettir. Peygamber efendimizi rüyada gerçek şekliyle gören ve mümin olarak ölen herkes Cennete gider) buyurmuşlardır.

Kim göreceği rüyanın doğruluk derecesini birtakım işaretlerle öğrenmek isterse, uyumadan önce çok yemek yemesin; ne aç kalacak, ne de tok olacak şekilde yesin; taharetli olarak yatağına girsin, sağ yanına uyusun ve Allah’ı zikretsin. Bu şartlara uyan bir kimsenin rüyası doğru çıkar ve onu unutmaz.
Selman-ı Farsî (r.a) der ki: “Bedevînin biri Resul-i Ekrem’in (s.a.a) yanına gelerek ‘Ey Allah’ın resulü, dün gece şöyle bir rüya gördüm’ deyip gördüğü karmaşık bir rüyayı anlattı. Peygamberimiz, ‘Ey bedevî, dün gece ne yemiştin?’ diye sordu. Bedevî, bol miktarda pişmiş hurma yediğini söyleyince Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurdu: Bu rüyanın tabiri yoktur. Zira senin rüyanın sebebi, çok yemek yemektir.”

Bazı tabirciler, bu tür şeylerden kaynaklanan rüyaları da tabir ediyorlar ve bu yüzden de yorumları doğru çıkmıyor. Bunun nedeni ise, rüya konusunda titiz davranmamaları ve bu tür ince noktalara dikkat etmemeleridir. Buna göre tabirci, yorumlarının doğru çıkması için rüyayla ilgili bu gibi ince noktalardan gafil olmamalı, rüyasının yorumunu isteyen kimseden gerekli bilgileri almalı ve daha sonra tabir etmelidir.

Bazı insanlar rüya görür ve bu rüyanın kendileriyle alakalı olduğunu sanırlar. Oysaki bu, yakınlarından biri için de geçerli olabilir. Nitekim henüz ergenlik çağına girmeyen bir çocuğun rüyası, anne-babasının yaşantısına yorumlanmaktadır. Bazen de kadının gördüğü rüya, kocasına yorumlanabilir.

Rüya Yorumlarken Dikkat edilecekler:

  1. Vücutta kan oranı fazlalaşırsa rüyada bolca et, tatlı, şarap ve kırmızılık görülür; ut, harp vb. çalgı sesleri işitilir. Böyle bir kimse rüyasının yorumunu sorduğunda tabirci ona iyice bakmalıdır. Eğer al yanaklı, bakımlı ve mutlu görünüyorsa ve bu mutluluk, yersiz bir mutluluksa bilinmelidir ki bunun kaynağı vücuttaki kan oranın artmış olmasıdır. Dolayısıyla görülen rüya asılsızdır ve tabir edilmez.
  2. Aynı şekilde, insanın doğasına sarılık galebe etmişse, bunun sebebi sarımsak, soğan, biber vb. gibi kuru ve sıcak gıdaların bol miktarda alınmış olmasıdır. Böyle bir kimse rüyasında ateş, lamba, kandil, sıcak veya aşırı soğuk şeyler görür. Bu durumda tabirci onu iyice kontrol etmelidir. Eğer bedeninde sarılık varsa, zayıfsa ve oldukça hareketli biriyse, onunla konuşmalıdır. Bunların neticesinde sarılığın ona galebe ettiğine karar verirse, rüyası asılsızdır ve tabir edilmez.
  3. Yine, balgamı artan bir kimse, balgamı artıran yoğurt, süt, ayran vb. gibi şeyler tüketmişse, rüyasında rutubet, yağmur, şimşek, çiy, kar ve bol miktarda beyazlık görür. Bu durumda tabirci onu iyice süzmelidir. Eğer yanakları tombul ve konuşması ağırsa, balgam ona galebe etmiştir ve dolayısıyla rüyası asılsızdır.
  4. İnsan bedenine karalığın galebe etmesine neden olan şeyler ise, kavrulmuş sığır eti, turşu, patlıcan vb. gibi karalık veren gıdalardır. Bol miktarda bu gıdaları tüketen bir kimse rüyasında yılan, akrep, karanlık ve oldukça ağır gelen şeyler görür. Bu durumda tabirci onu iyice süzmelidir. Eğer yüzüne karalık çökmüşse ve şaşkın veya endişeliyse, karalık ona galebe etmiştir ve dolayısıyla rüyasının tabiri yoktur.

Tabirci, yukarıda söylenenler konusunda iyice dikkatli olmalı, rüya gören kişiye bu gibi şeyleri sormalıdır. Rüya sahibinde bu dört etkenden biri varsa, tabir etmemeli, yoksa da gerektiği gibi tabir etmelidir. İbn-i Sîrîn der ki: Eğer âşık ile maşuk birbirlerini rüyada görürlerse veya meslek sahibi bir kimse, mesleğiyle alakalı bir şey görürse, mesela; demirci, rüyasında demircilik yaptığını görürse, tabirci iyice dikkat etmelidir. Rüya sahibinin rüyasını iyice dinlemeli, o gece uyumadan önce ne yediğini ve hangi düşünceyle uyuduğunu sormalı, daha sonra doğru bir biçimde rüyasını tabir etmelidir.

Rüyasında kendisini karların, buzların ve soğuk havanın ortasında gören bir kimse, uyandığında yorganının üzerinde olmadığını veya kendisini hamam vb. gibi yerlerde, bunaltıcı bir sıcaklığın ortasında gören kimse, uyandığında yorganına sıkı sıkı sarıldığını görürse, bilmelidir ki bu tür rüyaların tabiri olmaz. Çünkü bu tür rüyalar, uyku ortamından kaynaklanan rüyalardır. Nitekim doğru bir şekilde uyuyan kimse, bu tür rüyalar görmeyecektir.
Bazen insan rüyasında çeşitli ağrılar çeker, uyandığında da aynı ağrıların bedeninin çeşitli yerlerinde olduğunu görür. Veyahut da rüyasında yaptığını görür ve uyandığında şiddetli bir şekilde idrarı geldiğini hisseder. Bu tür rüyalar asılsız rüyalardır ve tabiri yoktur. Rüya tabirleri ilminde bu tür rüyalara “karışık/karmaşık rüyalar” adı verilir.

Rüyanın manasını öğrenmek istediğinizde rüyayı bir bütün olarak ele almamız lazımdır.Misal sadece köpek gördü diye köpek ne demek diye bakılmamalıdır.Rüyadaki her nesneler birleştirilmeli anlamlarına bakılma ve rüyayi gören kişinin hayatina göre yorumlari birleştirmelidir.Peygamberimiz S.a.v mümine kötü rüya yorumu yapmayı yasaklamıştır.O yüzden internette bulunan her rüya tabirlerini okumayın onların çoğu asılsızdır.Aynı zamanda yorumu öğrendikten sonra siz artik kendi rüyanızı yorumlamış olursunuz ve yorumlandığı şekilde rüya gerçekleşir.Kötü rüya görürseniz kimseye anlatmayın. Aynı zamanda dinimizde rüyayı suya anlatmak diye bir şey yoktur ,tamamen uydurmadır.

Peygamber efendimiz, zaman zaman isimlerden de yola çıkarak rüya tabir ederdi. Bir rüyasını şöyle anlatır: “Ukbe bin Rafi’nin evinde “tabe” denilen hurmadan ikram edildi.” Sahabe, “ya ResulAllah, tabiri nedir?” diye sorunca şöyle yorumladı: “Dünyada rif’at (yükseklik) bizim olacak. Ukba’da (ahiretde) şan u şeref bizim olacak. Artık işimiz yoluna girdi.”Peygamber efendimiz bu rüyayı tabirde isimleri kullanmıştır. “Artık işimiz yoluna girdi” şeklindeki ifade hadis metninde “tabe emruna” şeklinde geçer. Peygamberimiz burada hurmanın isminden yola çıkarak bu manayı bildirmiştir.

Mesela birisi rüyasında Osman isimli bir dostunu görse ve ona “Hayrullah Abiyi göremiyorum. Acaba nerede?” diye sorsa, Osman ona “haberin yok mu? Hayrullah Abi öldü” dese, böyle bir rüyada isimlerden yola çıkarak bazı anlamlar çıkarılabilir. Muhtemelen, rüyayı gören şahıs önemli bir meselede muvaffak olamayacaktır. Ama bu başarısızlık onu ümitsizliğe sevk etmemeli, metin olmalıdır. Aynı şahıs bir başka gün rüyasında Hayrullah Abi’nin kapısını çalsa ve Hayrullah Abi kapıyı açsa, artık o kişi için başarı kapısı açılmıştır, muvaffak olacaktır.

İnsan, rüyasında Mehmet isimli iyi bir dostunun uçurumdan düşüp öldüğünü görse, bir takım günahlara girdiğine veya gireceğine bir mesaj olarak bunu algılayabilir. Bir başka sefer Mehmet’i hayatta görse, o günahların menfi hallerinden kurtulduğuna bir alamet şeklinde yorumlayabilir.

Rüyalarda kullanılan dil semboliktir. Bu semboller kişiden kişiye farklılık arz edebilir. Adeta her bir insan, kendi rüya alfabesini oluşturur, bunlarla rüya görür. Mesela, müslüman birinin rüyada köpek veya domuz görmesiyle, hristiyan birinin aynı şeyleri görmesi aynı anlamları taşımayabilir. Çünkü köpek ve domuz Müslümana göre necistir, hristiyana göre ise sevimlidir.